KAPIDA BEKLEMEKTEN YORGUN TÜRKİYE VE BİR KERE DAHA AB ÜYELİK MÜZAKERELERİNİ CANLANDIRMA ÇABALARI; HALA KARAR VERME ZAMANI GELMEDİ Mİ?


Creative Commons License

Kurter O.

International EUropean Journal of Managerial Research , cilt.2, ss.61-74, 2018 (Diğer Kurumların Hakemli Dergileri)

  • Cilt numarası: 2 Konu: 3
  • Basım Tarihi: 2018
  • Dergi Adı: International EUropean Journal of Managerial Research
  • Sayfa Sayıları: ss.61-74

Özet

Yarım yüzyıldan fazla bir zaman önce, Avrupa Birliğinin (AB) oluşumunu müteakip, 1959 yılında yaptığı ortaklık başvurusuyla başlayan Türkiye’nin AB rüyası hiçbir zaman gerçeğe dönüşmedi. Daha önce birçok defa olduğu gibi, şu günlerde Türkiye-AB ilişkileri bir kez daha benzer zor bir aşamadan geçmektedir. İçinde bulunulan durumu uzun bir rüyadan uyanmak, aşırı yorgunluk, ümitsizlik ve benzeri hangi terminoloji ile açıklarsanız açıklayın, resmi müzakereler daha önceki gayri-resmi pazarlıklar gibi anormal bir şekilde uzamakta ve iki taraf için de çekilmez bir hal almaktadır. Pazarlığın içinden çıkılmaz bir hal alması ve sonuçsuz bir evrede bulunması, belki de birileri için tam da arzu edilen, kültürel ve dini konularda diğer üyelerle farklı olan Türkiye’yi dışarda bırakarak birliği bir Hristiyan kulübü olarak tutma çabalarının bir parçasıdır. AB, Türkiye gibi büyük bir ülkeyi üye olarak kabul edecek güç ve kapasiteden yoksun mudur, gibi birçok soru da akla gelmekte ve devam etmekte olan müzakerelerin iyi bir sonuç vereceği sorgulanmaktadır. Bazı AB ülkeleri Türkiye ile pazarlıkları dondurma, sonlandırma veya üyelik dışında Brexit benzeri kalıcı bir ortaklık yapısını hayata geçirmek gibi üyelik dışındaki diğer seçenekleri dillendirmeye başladılar bile. Kalitatif keşfedici veri çözümlemesi vaka çalışmaları metotlarını kullanan bu çalışma, gündemin ilk sıralarında yerini koruyan, Türkiye’nin AB üyelik sürecinin geleceği, katılımla ilgili devam eden güncel sorunlar ve sonucu garanti olmayan bir oyalama taktiği gibi algılanan müzakerelerin bitirilebilir olup olmadığını irdelemektedir.

Since the formation of the European Union (EU) was created over a half century ago, Turkish dream of EU membership has never become a reality. Currently, the European Union (EU) membership dream of Turkey is going through a rough period similar to its prior stalemate episodes. Call it a rude awakening, fatigue, hopelessness, or whatever the terminology we may like to use to describe the condition, it is getting old and wearing both of the negotiating sides down. The stalemate may be the goal of preserving the persona of the EU as a strictly Christian “club,” one that would consider Turkey to be an un-European country from cultural and religious standpoints. Is the EU club incapable of incorporating a larger candidate country like Turkey into the free trade block, or are there other reasons we may have for questioning the viability of the ongoing talks? Some of the member states of the EU already started to pronounce suspension, ending the ongoing accession negotiations, or otherwise formulating a relationship similar to Brexit that is something other than the full membership of the EU for Turkey. Assuming the EU membership is no longer an allure with great benefits, is it something worth the price that Turkey and its citizens must pay after a half century delayed arrival? Using multiple exploratory qualitative case study methodologies, this paper will evaluate the prospects of this hotly debated membership status of Turkey for the EU, the current issues surrounding the ongoing accession negotiation processes, and the progress toward the completion of the now open ended and ongoing formal accession talks.