Richard Rorty'nin Post-Felsefi Kültürü


Creative Commons License

Yılmaz R.

Toplum Bilimleri Dergisi, ss.239-253, 2020 (Diğer Kurumların Hakemli Dergileri)

  • Basım Tarihi: 2020
  • Doi Numarası: 10.29238/tbd.2007.48177
  • Dergi Adı: Toplum Bilimleri Dergisi
  • Sayfa Sayıları: ss.239-253

Özet

Bu makalede, post modern durumun farklı bir ifadesi olarak görebileceğimiz "postFelsefi" bir kültür fikrinin sahibi Richard Rorty'nin bu kültürün imkanına yönelik
görüşleri değerlendirilmektedir. Geleneksel felsefenin temel amacı olarak görülen
hakikate ulaşma düşüncesinin, özgürlük idealiyle yer değişmesi olarak
okuyabileceğimiz bu düşünce, Rorty'nin felsefesinin genel çerçevesini oluşturan
olumsallık düşüncesi üzerinde şekillenmektedir. Olumsallığın kabulü üzerinden
özgürlüğe bir kapı aralama düşüncesindeki Rorty, böyle bir kültürde felsefenin
durumunun ne olacağını da ayrıca betimlemektedir. Kişilerin ve toplumların vücut
bulmuş sözcük dağarları olduğundan ve dilin olumsallığından hareketle hakikatin
olumsallığına vurgu yapan Rorty için özgürlük, bu olumsallığın benimsenmesidir.
Olumsallığın benimsendiği bir kültürde başat değer hakikat değil özgürlüktür. Bu
ayrıca kişinin özerkliğine de bir kapı açacak ve amaçlarına uygun söz dağarcığını
seçmesine de olanak sağlayacaktır.
  

In this article, the views of Richard Rorty, who has the idea of a post-philosophical
culture that we can see as a different expression of the post-modern situation,
about the possibility of this culture are evaluated. This idea, which we can read as
the replacement of the idea of obtaining the truth, which is seen as the main
purpose of traditional philosophy, with the ideal of freedom, is shaped on the idea
of contingency, which constitutes the general framework of Rorty's philosophy.
Rorty, who is thinking of opening a door to freedom through the acceptance of
contingency, also describes what the situation of philosophy will be in such a
culture. For Rorty, who emphasizes the contingency of truth, as individuals and
societies are embodied vocabularies and the contingency of language, freedom is
the adoption of this contingency. In a culture where contingency is adopted, the
dominant value is not truth but freedom. This will also open a door to the
autonomy of the person and enable him to choose the vocabulary that suits his
goals.