AVRUPA VE TÜRKİYE ARASINDA YÜRÜRLÜKTE OLAN ORTAK GÜMRÜK BİRLİĞİ ANTLAŞMASI GÜNCELLENMESİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA


Creative Commons License

Kurter O.

International Journal of Arts and Social Studies , cilt.3, ss.62-76, 2020 (Diğer Kurumların Hakemli Dergileri)

  • Cilt numarası: 3 Konu: 5
  • Basım Tarihi: 2020
  • Dergi Adı: International Journal of Arts and Social Studies
  • Sayfa Sayıları: ss.62-76

Özet

Dünyadaki tüm serbest ticaret bölgeleri gibi, Avrupa Gümrük Birliği teşkilatının da üye ülkeler arasındaki serbest ticareti teşvik etmesi, hudutları marjinalleştirmesi ve ticareti önleyici bürokratik formaliteleri ortadan kaldırması beklenilen bir düsturdur. Türkiye’nin, Avrupa Birliğinin kuruluş yıllarına uzanan üyelik rüyasının parçası olarak gerçekleştirdiği ve ülkenin Avrupa Birliği üyeliğine kadar geçici-geçiş süreci olarak planlanan gümrük birliği ortaklığının planlanandan daha uzun süre yürürlükte kalmasından dolayı ve başından beri bazı aksaklıkları ihtiva etmesinden ötürü, belirtilen kuruluş amacına hizmet etmediği bulgusuna varılmaktadır. Bu anomalinin, Türkiye’ye ilave külfet oluşturmasının yanında, serbest ticaret ortamlarının olmazsa olmaz şartı olan rekabet ortamını da ortadan kaldırdığı da malumdur. Araştırmacılar, sorunları ana başlık olarak vize problemleri, ulaşım sorunları, değişik kota politikaları, üçüncü ülkelerle yapılan serbest ticaret anlaşmaları ve teknik sorunlar olarak tespit etmişlerdir. Türkiye’nin bu kronik sorunun çözümü için yaptığı mükerrer başvuruların, AB nezdinde teyit ve kabulden ileri gitmediği ve yeterli karşılığı görmeği tespit edilmektedir. Ülkenin en büyük ticaret ortağının AB olmasından ve elinde halihazırda fazla zorlayıcı enstrümanların olmayışından dolayı, Türk yetkililerin yaklaşık son on yıldır AB bağımlılığını azaltmak için gösterdikleri çabalarına devam etmelerinden ve Suriye mültecileri değişim programında yaptıkları gibi, tüm fırsatları değerlendirmelerinden başka seçenekleri olmadığı gözlemlenmektedir

The EU, just like all other free trade organizations with its CU, aims to create a free trade environment for its members, where individual borders are marginalized, free trade is encouraged and all of the bureaucratic obstacles are removed for the trading partners. Part of its deep-rooted European dream dating back to the EU’s founding years, Turkey signed the Ankara Agreement to become part of the European Customs Union as a transitional period until it becomes an EU member. Unfortunately, this agreement which was intended for a short transitional period not just contained a script with numerous problems from the get-go, it is also becoming outdated after being used longer than 24 years needing major revisions and rehabilitation. The anomalies created by this obsolete contract do not just render additional expenses and financial losses for Turkey, they also work counterproductive to the main objective of creating an equal and competitive trade condition for all parties. The problems associated with the application of the Customs Union agreement can be summarized under the major headings of visa restrictions, transportation related issues, trade quotas and technical standardization related complications. Turkey’s repeated attempts to resolve these sticking issues with the EU have not bear any fruit other than the recognition and conformation of the said problems. After thorough investigation of the issues, recognition of the facts that the EU is the single major trading partner of Turkey and lacking any major leverage against the EU, Turkey has no other option in her hand other than further diversifying its trade practice with other countries and using any potential opportunity to bring these issues to the negotiating table as it was done during the Syrian refugee agreement.